Gelidonya feneri

gelidonya feneriHeybetli görüntüsünün yanı sıra görsel güzelliğiyle de öne çıkar Gelidonya Feneri. Bir masal dünyasının kahramanı gibi yükselir sarp kayalıkların üzerinde ve 227 metre ile Türkiye’nin denizden en yüksekteki feneri olma özelliğini taşır. Arkasını Markiz Tepe’ye yaslayan yemyeşil bir buruna 1934 yılında Fransızlar tarafından inşa edilen fener, Antalya körfezinin batı ucunda yer alıyor. İlkçağ kaynaklarında Hiera Akra (Kutsal Burun) olarak belirtilen coğrafya, Piri Reis tarafından Şilden Burnu diye anılmakta. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarında “Taşlık Burnu” olarak geçen bölgenin bir diğer adı da “Yardımcı Burnu”. Gün boyu yalnızlığını unutabilmek için gelip geçen teknelerle kendi dilinde fısıldaşan fener, gece olunca ıssızlığını mavi sulara akıttığı ışığıyla aydınlatıyor. 

Fenerin bulunduğu mevkiye gidebilmek için Antalya’nın Kumluca ilçesinin şirin beldesi Karaöz’den başlayan altı kilometrelik stabilize yolu takip etmek gerekiyor. Zümrüt yeşili deniziyle Korsan Koyu ve Melanippe antik kent kalıntılarının ardından bir patikanın başlangıcındaki feneri gösteren tabelaya geliniyor. Yirmi beş dakikalık bir yürüyüşün ardından, ormanın bittiği tepecikte denizi seyreden Gelidonya Feneri’ne varılıyor. Ve yeşilliğin aşağılarda denizle buluştuğu burunda minik bir başka fener ve burunla son bulan kara parçasının devamı gibi görünen adalar manzarası ortaya çıkıyor. 

Fenerin bulunduğu tepenin üç tarafı denizle çevrili. Yarımadanın karşısında yer alan çıplak adalar topluluğu gemiciler tarafından “Beşadalar” olarak anılıyor. Kara ile adalar arasındaki güçlü akıntı çıplak gözle bile fark ediliyor. Gemicilerin korkulu rüyası sayılan bu akıntılı boğazdan, deniz bilimcisi George Bass tarafından 3 bin 300 yıllık bir Fenike batığı çıkarıldı. Bu batığa ait antik amforalar, bugün Antalya ve Bodrum sualtı Müzesi’nde sergileniyor.